ChatCity sohbet arkadaş sitesi ile oyun tavla ve okey oyna, sohbet muhabbet ortamını keşfet. Oyun, okey tavla oyna, kulüp aç ve kendi radyo yayınını yap

Forum sayfaları sohbet arkadaş sitesi ile oyun tavla ve okey oyna, sohbet muhabbet ortamını keşfet. Oyun, okey tavla oyna, kulüp aç erkek kız arkadaş bul

sohbet banner
tavla okey sohbet forumu
sohbet, okey, tavla, chat
30 Kasım 2022, Çarşamba 22:37   
kız arkadaş sohbet linki

 

ChatCity Forum
Chatcity Forumlarında mesaj yazmadan önce Forum Kurallarını mutlaka okuyunuz...

  esinpiri> Forum Mesajları
    esinpiri'e ait Toplam 95 Forum Mesajı var
<<1 2345678910>>


esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Mühim Mevzular >Bilim - Teknoloji - Sağlık - Yaşam >Bitkilerde Epigenetik Aktarım: Bitkilerdeki Kimyasal Hafıza, Gelecek Nesilleri Etkiliyor!>
  22.May.2022 Pzr 22:40:12

İnsanın bencil ve  çürük zihniyetinin bir örneği. bahsedilen olumsuz etkenleri düzeltmek, düzeltmeye çalışmak yerine hemen keşfettiği alanda bir gövde gösterisi hevsinde... Entropiye rağmen, insan elini sürmediği sürece bir sistem içerisinde olan  doğanın   zincirine,  üç günlük ömürleriyle dahil olma hevesleri var. İş reklama geldiğinde, suya ulaşmaya takati olmayan bir hayvana su vermeyi doğanın düzenini bozmak olarak sunarlar; işlerine geldiğinde koca bir ülkedeki hayvanların tümün etkileyecek bir çalışmaya cüret ederler. sanki sistemi bu günlere kadar kendileri getirmiş gibi hemen iki günde  plan yapıp  sorun çözüyorlar. belki de bitkideki o durumun aktarımı, o bilgi aracılığı ile kendisine yeni bir direnç geliştirme mekanizmasıdır?  Belki de ileride insanların yaşayacağı bazı sağlık sorunlarına denk gelecek iyileştirmeler olacak?  acı biberlerin salgıladığı kapsaisin de bir savunma mekanizması değil mi?

Tancredi paylaşım için teşekkürler bu arada.


esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Kültür Sanat Hobiler >Müzik, Vido Klip, Playlist, Konser >GECEYE BİR ŞARKI BIRAK!>
  22.May.2022 Pzr 01:52:41
https://www.youtube.com/watch?v=5k5P_Eqy4xo


esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> ChatCity ile ilgili her şey >DJ LANTIS Show >En güzel dörtlük>
  23.Nis.2022 Cmt 13:50:59


Mende Mecnûn`dan füzûn âşıklık isti`dâdı var
Âşık-i sâdık menem Mecnûn`un ancak adı var

N`ola kan tökmekde mâhir ola çeşmüm merdümü
Nutfe-i kâbildürür gamzen kimi üstâdı var

FUZULİ



esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Dijital Yaşam >Dijital Yaşam >Siparisinizi bu robot getirsin ister misiniz?>
  23.Nis.2022 Cmt 00:53:17
RMC :

Hayirli olsun, Turkiye`ye de gelmis :)

Bakalım yaygınlaşabilecek mi, yoksa yemeksepeti`nin son donemdeki kotu reputasyonunu unutturmak için reklam amaçlı mı, ekonomik açıdan çok fizibil durmuyor.



Yemek sepeti ne yaptığının farkında değil bence:)
Yakında bu robotun geceleri depodan yemek kaçırırken yakalandığını duyarsanız şaşırmayın  :)))


esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Geyik Muhabbet >Öylesine muhabbet >Bizim Hikayemiz...>
  14.Nis.2022 Per 22:59:45


LaL yapma lütfen. Sen rahatlıkla yazarsın; yazabileceğini de gördük...

Bu arada herkes için belirtmiş olayım; o kadar yazmış olmamın asıl sebebi daha kolektif hale getirmekti. Çekimser kalan arkadaşlar da dahil olabilsin, ekleme yapabileceği olasılıklar artsın, hem de konu kısırlıktan biraz kurtulmuş olsun diye.
o yüzden iki cümle bile olsa eklenebilir. kaldı ki ben de bundan sonra öyle yapacağım zaten. isteyen uzun yazabilir tabi.  


esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Geyik Muhabbet >Öylesine muhabbet >Bizim Hikayemiz...>
  11.Nis.2022 Pzt 19:36:45

Handan mailleri gönderdikten sonra balkona çıktı ve ayakta dururken dışarıyı izlemeye başladı. Bir süre bu şekilde yaşadıklarını düşündü, telefonun çalmasıyla bir anda dalgın halinden kurtuldu.  “Yoksa gideceğimi mi öğrendin” diyerek açtı telefonu. Karşıdaki ses, “Aaa… ben de bil bakalım şu an elimde ne var diye soracaktım ama senin soru daha ilginçmiş… Hayırdır? Nereye gidiyorsun bakalım?” dedi.  Handan gülerek, “elinde ne olduğunu söylersen düşünürüz şekerim” diye cevap verince gülüştüler.

“Yaklaştın!” Dedi telefondaki ses. Handan birkaç saniye sessiz kalıp, “yaaa!..  Badem şekeri mi Nilay?..” dedi.

Nilay, Handan’ın çocukluk arkadaşlarından biriydi, iç mimarlık yapıyordu.

“Evet canım, ne zaman görsem aklıma sen geliyorsun. Şimdi söyle bakalım nereye gidiyorsun?” Diye sorarken, telefonun diğer ucundan çekmece açıp kapatma sesleri gelmeye başladı. Bu seslerden durumu anladı ve “Sende mutlaka vardır diye söyledim, yoksa söylemezdim. Canın çekmiştir şimdi, üzüldüm bak,” dedi Nilay.

 Handan derin bir nefes alarak “Olmadığını biliyorum ama yine de şansımı bir deneyeyim dedim. Neyse, konuyu değiştireyim en iyisi” dedi ve yine güleç bir sesle “yoksa çıkıp nöbetçi badem şekercisi bulmak zorunda kalabilirim,” dedi. Gitme hikayesini bütün detayıyla anlatmaya başladı. Nilay anlatılanları çok ilgi çekici buldu ve “Ben de gelmeyi çok isterdim, ama bitirmem gereken bir sürü iş var. Hatta şu anda bir yandan seni dinlerken, bir yandan da -“ Derken ses birden kesildi. Nilay’ı tekrar aradı Handan ve operatörün “aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor” sesini duydu. Bir an gözleriyle odayı taramaya başladı. “Bir şey mi oldu acaba?” diye düşünürken konuşmalarının uzun sürdüğünü hatırladı ve  “Muhtemelen şarjı bitmiştir” diye mırıldandı.

Tekrar Balkona doğru yönelirken telefonu çalınca hemen açtı ve “Şarjın bitti değil mi? Bensiz badem şekeri yersen böyle lafın yarım kalır,” dedi ve gülüşmeye başladılar.

Bir an gülüşüne eşlik eden sesin Nilay’a ait olmadığını anladı ve telefonu uzaklaştırarak ekrana baktı.

Ekranda Tekin yazısını görünce telefonu tekrar kulağına götürdü. Bir yandan gülerken “doğru zamanda aradım galiba. Kim bu sensiz badem şekeri yiyen yaramaz,” dedi Tekin.

Handan’ın yüzünden utangaç bir tebessüm belirdi. “Nilay ’la konuşuyorken telefon kapandı, sen arayınca o sandım,” dedi.

“Ben de Anser’i araştırmaya başlar başlamaz enteresan bir şey öğrendim, o yüzden aradım seni. Yakın zamanda ispanyadaki müzeden çalmaya çalışmışlar, haberin var mıydı bundan?”

“Hayır,” dedi Handan. “Daha cevabını bulamadığımız bir sürü şey varken yenileri ekleniyor. Kimin ne işi olabilir ki acaba?

Bu konu devam ederken yirmi dakika kadar olmuştu ki, birden konuyu değiştirip “aklıma gelmişken, senin kapının önündeki paspası ne yaptın? Geçen geldiğimde yoktu,” dedi Tekin.

“Hangi paspas?” diye sordu Handan.

Tekin ciddi bir tonla, “Senin kapının önünde kaç tane paspas var?” dedi.

Handan’ın kafasında soru işaretleri dolanırken, kendinden emin olmayan bir ses tonuyla “Hayır ya, olmasa bugün geldiğimde fark ederdim herhalde,”

“Bir bak bakalım” dedi Tekin.

Handan kapıya doğru hızlı adımlarla yürüdü ve acaba yanılıyor muyum düşüncesi ile kapıyı açtı.

“İnanmıyorum ya… nasııll?”  dedi

Tekin o sırada gülerek “söylemiştim ben sana, gördün mü?”

 “Teşekkür ederim… bugün daha iyi bir sürpriz olamazdı herhalde…

E peki sen neredesin,” dedi Handan. Başını dışarıya doğru uzatıp sağa sola baktı, sonra eğilip kapının önünde duran şeffaf kapaklı, içi badem şekeri dolu kutuyu aldı.

“Hani neredesin? Hem sen ne ara geldin?“ dedi.

“Sana afiyet olsun, ben ayrıldım bile,” dedi Tekin.

Handan o sırada kapıyı kapatırken “aklıma ne geldi biliyor musun?”

“Evet,” dedi Tekin.

Handan Tekin’in boş bir anına denk geldiği için söylediğini düşünerek tebessüm etti. “Söyle bakalım o zaman”

 Durgun bir sesle, “Handan, sana bir şey itiraf edeyim mi?” dedi Tekin. Handan’ın telefonundan gelen seslerden badem şekerini yemeye başladığı belli oluyordu.

“O hatırladığın şey var ya, “Hani lise zamanlarımızda bana bahsettiğin, her haftanın bir günü kapına bir not ile birlikte bırakılan çiçekler…

Badem yeme sesi birden kesildi.  “Sanıyorum bu olayı ne kadar kolay hatırladın diye sormam biraz safça kalacak. Peki neden daha önce söylemedin bunu ya da neden birden her şey kayboldu?”

Tekin birkaç saniye sessiz kaldı ve “söyleyemedim çünkü en azından seninle sohbet edebiliyordum. Bir daha görememe riskine giremezdim.” Ama artık çiçekleri göndermemin sebebi tabii ki bu değildi.  İçinde ben olmasan bile, birazcık olsun mutlu olmana sebep olmak, seni mutlu görmekti amacım.  Göndermemin sebebi buydu ama artık gönderemeyişimin nedeni daha farklı tabi…”

 Handan’ın merakı kendini geçmişin sokaklarında gezdiriyordu. “Neydi?” diye sordu.

“O zamanlar hafta başladığı zaman, çiçeği bırakacağım zamana kadar benim için çok telaşlı geçiyordu. Bir yandan en mutlu olmanı sağlayacak cümlelerin ne olması gerektiğini seçmeye çalışırken, bir yandan da hangi çiçekler seni daha mutlu eder, sıradanlığın dışına çıkar diye; bırakmadan önce defalarca o anı tekrar tekrar yaşıyordum…

 Mert ağabeyin o zamanlar iş için yurt dışına çıkmamıştı henüz, beraber yaşadığınız zamanlar...   Her seferinde farklı bir gün bırakıyordum ki sana ya da ağabeyine yakalanmayayım. Sanıyorum o’da yirmi beş yaşlarındaydı. İşe gidiş saatlerini bile ezberlemiştim. Muhasebecinin yanındaydı o zamanlar. Çiçeği bırakmak için son geldiğim gün bir saat fazladan bekledim ama çıkmamıştı Mert ağabeyin.  O güne kadar da hiç geç çıktığını görmedim, herhalde ben gelmeden önce çıktı diye düşündüm. Pencereye bakındım orada mısın diye, çünkü bazen pencerede oluyordun. Hazırladığım çiçeği ve kâğıtta yazan dörtlüğü usulca kapının önüne bıraktım.  Arkamı dönüp tam üçüncü adımımı attım ki apartmandan sesler geldi, ben de geri almak için fırsat olmayacağını anlayınca kendimi yan bahçeye attım.”  Handan merakla devamını dinlerken hiç sesi çıkmadığı için, Tekin bir an kendi kendime anlatıyor olabilir miyim acaba diye “orada mısın?..” dedi.

“Ben bulmadığıma göre, kimdi söylesene? hadi meraklandırma,” dedi Handan.

“Ne yazık ki Mert ağabeyin buldu,” dedi Tekin. “Çiçekle kâğıdı yerden aldı, sağına soluna baktı, sonra dönüp sizin binaya doğru baktı. Yüz ifadesinden anladığım kadarıyla, sanki kimin için olabilir diye düşündü, senden başka biri olamayacağı için de muhtemelen yukarı çıkacaktı ama geç kaldığı için erteledi.

Handan bu işte bir yanlışlık var diye düşündü ve “Öyle bir şey olsa mutlaka haberim olurdu, çünkü

Mert Ağabeyim böyle bir şeyi asla es geçmez, mutlaka gelip sorardı. Kaldı ki apartmanda benden başka genç kız da yoktu ki.  Emin misin Tekin?”

Tekin gülerek, “daha bitmedi ki,” dedi.

“Başka ne olmuş olabilir ki? Gidip Handan’a bir şey söyleme diye tembihlemiş olamazsın ya? Yoksa tehdit mi ettin ağabeyimi?” diyerek güldü.

Tekin de gülerek, “hiç sorma, o anın paniği ile nasıl çözebilirim diye düşündüm. Her şey bir yana senin üzülmene sebep olmak vardı bir de işin ucunda… Doğruca eve koştum. Yedekte duran çiçeklerden bir tane aldım, notun aynısından birkaç tane yazıp içlerinden en güzel yazdığımı alıyordum genelde, onlardan birini aldım, abinden önce çalıştığı yere vardım ve kapının girişine aynı şekilde bıraktım.  Tabi anahtarın onda olması da benim için büyük bir şanstı tabi,” dedi.

Handan hayretler içerisinde, “o kadar süre içerisinde bunu nasıl düşünebildin? işin içinden çıkamamıştır muhtemelen. Kim bilir neler düşündü o sırada… O değil de bulduğu zamanki yüz halini görmeyi çok isterdim deyince gülüşmeye başladılar…  

“Bu kadar zaman sonra bunları öğrenmek de gerçekten çok değişik bir duygu,” dedi Handan

“Bir yandan da bu konu hakkında başka ne söyleyeceğini bilemedi. Bu yoğun duygu geçişleri epey yormuştu Handan’ı.  “Belki çok gecikmiş bir karşılık olacak ama, göstermiş olduğun bütün incelikler için teşekkür ederim,” dedi.

Bu sözü duymak Tekin’i duygulandırdı ve “Geç kalmış değil, senin her mutlu oluşun, benim için peşin bir teşekkürdü,” diye cevap verdi

Birkaç saniye sessizlik oldu. Handan’ın esnemesi duyuldu telefondan. “İstersen sen biraz dinlen artık, sonra devam ederiz 0lır mu dedi Tekin.

İyi geceler dileyip telefonu kapattılar.

 

Bir hafta boyunca tekin araştırmalara, Handan hazırlıklara devam etti. Vizeler çıktı ve gidecekleri gün geldi. Handan Tekini aradı ve “Havaalanında buluşuruz, Fotoğraf makinemin lenslerinden biri orada kalmıştı, almaya fırsat olmadı. Ben alıp oradan geçeyim,” dedi. “İstersen ben alabilirim orada teslim edebilecek biri varsa,” dedi Tekin. Handan bir yandan bavulunu indirirken, “hayır, sen direk geç, ben alırım, hafıza kartını da alacağım, bulamazsınız,” diye cevap verince “tamam o zaman, orada görüşürüz” deyip telefonu kapattı tekin.

Handan taksi beklerken çantasındaki anneannesinin işlemiş olduğu yazmayı çıkardı ve çıkmış olduğu bu bilinmez yolculukta kendisini motive etmesi, aynı zamanda da anneannesini yanında hissetmek için fular olarak boynuna bağladı.

Taksi şirketin oraya vardı. Handan kapıyı açtı, o sırada şoföre dönüp” biraz beklerseniz bir şey alıp çıkacağım,” dedi.  Taksi şoförü kafasını sallayarak “Tamam abla sorun yok, bekliyorum.”

Yedi katlı cam giydirmeli bir binanın eksi bir, zemin ve birinci katları çalıştığı şirkete aitti. En alt katı stüdyo olarak kullanılıyordu, giriş kat toplantı odaları ve ekipmanlar, üst katta da çalışma masaları vardı. Patron Yüksel beyin de aynı kattın girişinde camekan ofisi vardı. Handan giriş bankosundaki Nihal’e selam verdi. Otuz yaşında, kumral, küt saçlı ve kahverengi gözleri olan bir çalışma arkadaşıydı. “Sen bugün gitmiyor muydun,” diye seslendi Nihal. Handan bir yandan merdivenleri çıkmaya başlarken, “evet canım, bir şey alıp çıkacağım” diye cevap verdi. Üst kata çıktığında, hemen karşısındaki cam ofis yedi adım uzaklığında duruyordu.  Birkaç adım attı o sırada sol tarafında, elindeki bant ile uğraşan stajyer Sinan’ı gördü. Sinan, sarışın ela gözlü, 1,70 boylarında ama zayıf bir çocuktu.  Başını sağa çevirdiğinde Yüksel beyin biri ile telefon görüşmesi yaptığını gördü ve oyalanmamak için fark edilmeden geçmeyi deneyecekti.

O sırada gözüne masasındaki fotoğraflar çarptı. Donup kaldı bir an. Büyütülmüş fotoğraflarda, geçen gün Tekin ve Nisan’la birlikte yedikleri yemeğin fotoğrafları çekilmiş, hatta balkonundayken çekilmiş fotoğrafın da yarısı görünüyordu. Bir an “neler oluyor?” diye düşündü Handan. O sırada yüksel ile göz göze gelmemek için arkasını döndü. Aslında hemen içeriye girip “bunlar ne!” diye sormak aklına gelse de bu hakkının her zaman olduğunu düşünerek, gerçeklerin saklamaması için ne konuştuğunu öğrenmek daha mantıklı geldi. Hem fazla vakti de yoktu. O esnada Sinan fark edince gözleri büyüdü birden. Sinan’ın gözleri büyüdü ve o sırada Handan’ın çantasında bir şey aradığını gördü. “Yüksel Bey!” diye seslendi. Masadaki fotokopi çekilmiş kağıtları kaldırıp “bundan kaç tane olacaktı?” diye sordu. Yüksel bey başını kaldırdığında Handan’ı fark eder etmez, Fotoğrafların olduğu yere hiç bakmadan arkasını çevirdi ve şaşkın olduğunu fark ettiği yüz ifadesi tebessüme döndü ve telefondaki kişiye “bir dakika bekleteceğim,” dedi. o esnada Handan içeri girip, “Yüksek Bey; merhaba.  Makinemin lensini unutmuşum, geçerken alayım dedim. Siz devam edin, çantam bir dakika dursun lavaboya kadar gidip geleyim” derken; ses kaydı açtığı telefonu yüz üstü sehpanın üstüne, çantasını da koltuğun üzerine bıraktı.  

Yüksel “tamam” anlamında gözlerini kapatıp açtı. Handan lavaboların olduğu yere gidip biraz oyalandı. Sonra kurutma makinesini çalıştırıp çıktı. Geçerken masasından makinesinin lensini ve hafıza kartlarını aldı.  Yüksel görüşmeyi bitirmiş ayakta bekliyordu. Handan ofise girince gördüklerini belli etmemek, hem de eski eski samimiyeti devam ediyormuşçasına ”görüşmek üzere Yüksel bey”  diyerek gözlerini çantasının olduğu yere kaçırdı ve telefonu çantasına koydu, dönerek sahte bir tebessümde bulundu. Yüksel bir yandan kafasını aşağı yukarı sallayarak, ”güle güle Handan. Üç haftayı geçmez değil mi? Sensiz yapamayız biliyorsun,” dedi. Handan gözlerini kırparak, “elbette. Ama uçağı kaçırırsam öyle bir şeye ihtiyaç kalmayacak,” diyerek ofisten ayrıldı. Taksiye vardığında taksici aracın dışında yaslanarak bekliyordu. “Abla bu kadar süreceğini söylesen bir iki müşteri daha bırakırdım ben,” dedi. Handan kapıyı açtı,” işim biraz uzadı kusura bakmayın, zaten taksi metre beklerken de yazıyor değil mi?” dedi ve kapıyı çekti. Taksi yola çıkarken, hala devam eden kaydı durdurmak için çantasından telefonu çıkarırken bir eksik fark etti. Kaydı durdurup tekin i aradı.

Tekin telefonu açınca” neredesin, vardın mı,” diye sordu Handan.

“Beş dakika sonra oradayım, sen vardın mı yoksa?” dedi Tekin.

Handan iç çekerek,” sana kötü bir haberim var.”

Tekin, sanki gideceklerine mâni bir durum olduğunu hissederek aracı sağa yanaştırdı, “Ne oldu?” diye sordu.

Baş parmağı ve orta parmağı ile şakaklarından tutarak, “en önemli şeyi almamışız. Anneanneme gelen mektup evde kalmış. O olmadan adresi bulamayız. Her şey üst üste geliyor, bir bu eksikti. Ben dönüp alıyorum sen orada beklersin,” dedi.

“Olmaz!” dedi Tekin. Sen taksiyle bavullarla uğraşırken yetişemezsin. Senin yedek anahtarın hala su saatinin orada duruyor mu?” diye sordu. “Evet” dedi Handan.

Tekin hemen aracıyla devam ederek, dönüş yoluna doğru yöneldi, “Tamam hadi orada görüşürüz” dedi.

“Dur Kapatma!” dedi Handan. Zarfı en son kütüphanedeki Darası alınmış Mutluluklar kitabının içine koymuştum,” dedi.

“Tamam,” dedi Tekin. “İyi ki söyledin.”

 

Handan havaalanına vardı, güvenlikten geçtikten sonra sıraya girdi ve telefonu çıkarıp Tekin’i aradı.

Telefon defalarca çaldı ama Tekin bir türlü cevap vermedi.  Çünkü, o esnada patlamış tekerine çözüm üretmeye çalışırken telefonu araçtaydı. Tekin, Handan’ın “bugün her şey ters gidiyor” sözüne artık kendisi de katılıyordu ama Handan evhamlanmasın diye durumu söylemeden çözmeye çalışıyordu.

Tekin sorunu çözdü ama zaman olmasını istediği kadar geniş değildi.  Handan’ın cevapsız çağrısını görünce geri aradı. O sırada Handan da Nisan’la konuştuğu için meşgul çaldı. 

O konuşmada Handan Nisan’a “Ben bindim bile. Benim yüzümden yetişemeyecek galiba. Aradım ama koşuştururken duymuyor sanırım. Acaba insem mi ben de?” dedi.

“Olur mu öyle şey, iki bileti de yakmaya ne gerek var. Yetişemezse peşinden gelir, yapacak bir şey yok. Hem ben de ararım şimdi, belki de varmıştır. Uçağa alırlarsa tabi,” dedi Nisan

“Tamam bekliyorum o zaman” derken, aklında da telefon ne kaydetti acaba diye geçti.

Handan ses kayıtlarını açarken, Tekin de o arada meşgul çaldığı için mesaj gönderiyordu Handan’a…

 Ses kaydını başlattı. “Dakika dursun, lavaboya kadar gidip geleyim” diye kendi cümlesinin sonuyla başladı kayıt. Peşinden sehpaya koyarken çıkan hışırtılı sürtünme sesi geldi.  Sonra “hıhı” diye yüksel in sesi geldi derinden. Tekrar “Hıhı” diye bir ses geldi ama bu ses daha net duyuldu.

Birkaç saniye sonra aynı hışırtı sesi peş peşe duyuldu. Handan sesin neden bu şekilde olduğunu düşündü ve şüphelerinde haklı olduğunu anladı. Bu sırada Handan’ın “görüşmek üzere Yüksel bey” sözü duyuldu ki- o esnada uçak kalkışa geçeceği için telefonların kapatılması istendi.

Dudaklarını içe büküp “yetişemedi,” dedi. Mecburen telefonun kapatma tuşuna basılı tuttu

Ve tam kapanırken bir mesaj iletisi yazdı.

Uçak kalkışa geçti ve Handan, “maceraya gidiyoruz dedik ama asıl macera buradaymış” diye düşündü.

Sonunda beklediği an gelmişti Handan’ın. İspanya’ya iniş yapmıştı Uçak ama düşündüğü şekilde gelişmemişti hiçbir şey.

İner inmez çantasını açtı ve içinden mp3 ünü çıkardı. Kulaklığı taktı ve play tuşuna bastı. Bir yandan bavullarını almak için yürüyordu, bir yandan da dinliyordu.

Kulaklıktan, “Yüksel Bey! bundan kaç tane olacaktı?” diye ses geldi.

İşi riske atmamak için çantasını kurcalarken Mp3 ün kayıt madunu da açmıştı Handan.

Sonra kaydı ileri alıp hışırtının olduğu yere aldı. “Hıhı” diye ses geldi yine önce, sonra daha yakından bir “Hıhı” sonra “Şaduman Hanım Handan geldi! Bilmiyorum, havaalanında olması gerekiyordu ama makinemin lensini unuttum dedi. Bu arada sanırım fotoğrafları gördü. Çünkü buraya telefonunu kayıt modunda bırakmış.  Lavaboya gidip geleceğim dedi. ben konuşmadan önce durdurdum merak etmeyin ama çıkabilir şimdi. Ben sizi sonra ararım efendim” sesi duyuldu ve bir süre sonra

“görüşmek üzere Yüksel bey”  sesi duyuldu. Handan işittikleri karşısında nasıl bir şeyin içine düştüğünü anlayamadı birden. ”Ben Yüksel’le  nerede tanıştım?” diye düşündü ve aklına sanat galerisinde tanıştığı geldi. Ve bu arada düşündü ki, “Şaduman isminde tanıdığı tek kişi halasıydı”

Bir yandan yürürken bir yandan da Mp3 ü tutan elleri titriyordu. Bavullarını alacağı yere geldi. Beklerken karşı tarafta, 40 yaşlarında hasır şapkalı, turuncu gömleğinin arasına gözlüğünü iliştirmiş bir adam gözlerini dikmiş ona bakıyordu. Sanki boynundaki fular dikkatini çekmiş gibi hissetti. Rahatsız oldu ve yan tarafa doğru geçti. O sırada telefonunu çıkarıp, orada birini bekliyor, telefonla konuşacakmış gibi davranmak istedi. Telefonunu açtı, son mesaj Tekin’den gelmişti.

Mesajı açtı. “Handan evine birileri girmiş”



esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Geyik Muhabbet >Öylesine muhabbet >Bizim Hikayemiz...>
  11.Nis.2022 Pzt 19:36:01
LaL :
Ha ha ha Daws olaya tamamen bilimsel bir yaklaşım getirmiş. Ancak RMC Tekin`i Handan`a yar etmeyecek, bu belli. Ne yaparsak yapalım Handan ve Tekin bence imkansız ikililer. 

Bu arada esinpiri`ye çağrı: Hikayemizi RMC`nin soktuğu taşlı patikadan tekrar asfalta çıkarttık, lütfen geri dön 

işte bu konu, biyografi ve Teki`in GayRimeşru hevesleri 3 kez sil baştan yazmaya sebep oldu 
 Handan kötü yollara düşmeden olayı geliştireyim dedim 
çok yoğunum bu sıra gece gündür işlerle uğraşıyoruz ama bir yandan bakıyorum elbette.


bu arada LaL içim (dip not) istediğimiz yolu Arnavut kaldırımı yapabiliriz Lal`cim. ondan kaçtığım düşünülmemiştir herhalde  


esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Haber >Güncel haberler >Yakıt Zamları>
  2.Nis.2022 Cmt 17:50:43


O fazla iyimser olmuş :)))




esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Geyik Muhabbet >Öylesine muhabbet >BU MEMLEKETİ KAÇ JOKER KURTARIR?>
  30.Mar.2022 Çar 02:36:23
Batman bile kurtaramaz :)


esinpiri

esinpiri resimleri


Mesaj Gönder
Forum Başlıkları

 
  CC-Forum> Yaşamdan Kesitler >İlginç Videolar, Fotoğraflar, Grafikler, Sunumlar >Osmanlı değil, OSCAR`lı tokadı!>
  29.Mar.2022 Sal 19:52:29

Bu arada bu adamın konuşma mimikleri rol icabı sanıyordum ama orijinalmiş :)))
<<1 2345678910>>