ChatCity sohbet arkadaş sitesi ile oyun tavla ve okey oyna, sohbet muhabbet ortamını keşfet. Oyun, okey tavla oyna, kulüp aç ve kendi radyo yayınını yap

Forum sayfaları sohbet arkadaş sitesi ile oyun tavla ve okey oyna, sohbet muhabbet ortamını keşfet. Oyun, okey tavla oyna, kulüp aç erkek kız arkadaş bul

sohbet banner
tavla okey sohbet forumu
28 Kasım 2022, Pazartesi 22:14   
kız arkadaş sohbet linki

 

ChatCity Forum
Chatcity Forumlarında mesaj yazmadan önce Forum Kurallarını mutlaka okuyunuz...

  platoniclover> Forum Başlıkları
    platoniclovertarafından açılmış Toplam 13 Forum Başlığı var
<<1 2>>


platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Mühim Mevzular >Politika, Tarih >Türkiye`de `BİKİNİ` Sorunu Var!
  20.Eki.2010 Çar 12:49:40
Başörtüsünü yasaklayanlar bu yazıyı mutlaka okumalı.. Taraf Yazarı Yıldıray Oğur`dan "sıradışı" bir başörtüsü yazısı..
07 Ekim 2010 / 17:45

""Başbakan Kemal Kılıçdaroğlu bile yasak nedeniyle kızı ve eşiyle birlikte tatillerini yıllardır Rodos Adası`nda geçiriyor.

Geçen yıl 411 CHP-İP-TKP`li vekilin oyuyla kaldırılmaya çalışılan yasak yine Anayasa Mahkemesi`nden döndü. Vakit gazetesi bu girişimi “411 el ahlaksızlığa kalktı” manşetiyle verdi.""

Bu cümleler kafanızı karıştırmasın. Taraf Yazarı Yıldıray Oğur`un bugünkü yazısından alındı.. Başörtülüleri anlamak istemeyenlere farklı bir anlatım dili denemiş yazar..

İşte o yazı..

Yıldıray Oğur / Taraf

Bikini sorunu

Yıl 2020 olmuş, Türkiye hâlâ plajlara bikiniyle girilip girilemeyeceğini tartışıyor.

2011 Anayasası`ndan sonra üyelerinin tamamı AKP`li Cumhurbaşkanları tarafından atanan Anayasa Mahkemesi`nin, AKP`nin iptali için başvurduğu Sahil Koruma Yasası`nda bir maddeyi iptal ederek getirdiği yasak yüzünden bugüne kadar pek çok bikinili kadın plaj kapılarından geri çevrildi, tatil için yurtdışına çıkmak zorunda kaldı.

Hatta Başbakan Kemal Kılıçdaroğlu bile yasak nedeniyle kızı ve eşiyle birlikte tatillerini yıllardır Rodos Adası`nda geçiriyor.

Geçen yıl 411 CHP-İP-TKP`li vekilin oyuyla kaldırılmaya çalışılan yasak yine Anayasa Mahkemesi`nden döndü. Vakit gazetesi bu girişimi “411 el ahlaksızlığa kalktı” manşetiyle verdi.

2010 yılındaki YAŞ toplantısında yaşanan tasfiyenin ardından İslami konularda hassaslaşan Türk Silahlı Kuvvetleri`nin de yasak konusundaki `hassasiyeti` biliniyor. Başbakan Kılıçdaroğlu`nun eşi kıyafeti fazla açık bulunarak orduevlerine ve askerî hastanelere alınmıyor.

Konu son olarak anamuhalefet partisi Ak Parti`nin lideri Erdoğan`ın “Bikini sorunu ancak bizim iktidarımız döneminde çözülür” açıklamasıyla yeniden gündeme geldi.

Erdoğan, bikini sorunuyla ilgili Ak Parti`nin sosyolog, siyaset bilimci ve hukukçulardan oluşan bir komisyonla çalışmalarını sürdürdüğünü, bu çalışmalara ünlü mayo tasarımcısı Zeki Başeskioğlu`nun da katkı yaptığını açıkladı. Erdoğan “Bir defa bikini ile mayoyu birbirinden ayırmak gerek. Bikinide göbek deliği gözüküyor mayoda gözükmüyor. Biz mayoya karşı değiliz” dedi.

“CHP bikiniyi siyasi bir simge haline getirdi, laikliğin bayrağı yaptı” diyen Ak Partililere göre de “Anadolu kadını binlerce yıldır denize giriyor. Bizim babaannelerimiz de denize girerdi. Bikini tamamen sonradan laiklik propagandası yapmak için uydurulmuş siyasi bir simge.”

İktidar partisi CHP yöneticileri ise AKP`nin bikini sorununu çözme konusunda samimi olmadığını düşünüyor. CHP`liler “Bu konudaki hassasiyetlerin farkındayız. Toplumsal gerginliğe neden olmadan bu sorunu çözmek, bikinili kızlarımızı daha fazla mağdur etmek istemiyoruz” görüşünde.

Taraf`a konuşan ünlü sosyolog ve siyaset bilimciler de sorununun ancak toplumsal uzlaşmayla çözülebileceği konusunda hemfikir. “Toplumun bir kesimi bikini özgürlüğünden korkuyor, `başörtülerimizi çıkarıp bize de bikini giydirecekler` diye endişe ediyor. Bu endişe ve korkular haksız olabilir. Ama bu insanların endişelerini gidermek ve korkularını anlamak zorundayız” diyen akademisyenlere göre partiler bu meseleyi artık siyaseten kullanmaktan vazgeçmeli. Bikini yasağını savunan herkese faşist denmesini de eleştiren aydınlar “Faşist kelimesinin bu kadar rahat kullanılması yanlış. Burada faşizan bir tutum değil kaygılar ve korkular var” diyorlar.

Bu arada ismini vermek istemeyen ünlü bir araştırmacı anketlerinde bikinili kadın sayısının arttığını söyleyerek “Kadınların bikiniyle plajlara girmesinde tabii bir sorun yok. Ama ya diğer kadınlar da görüp heveslenirse, bikinili kadınların sayısı artarsa, bunları da düşünmek lazım” diyerek endişesini dile getiriyor.

Konuya sadece kadın hakları açısından baktığını vurgulayan İslami Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı ise “Bu kızlar ailelerinin zoruyla bikini giyiyor. Onlara kimse bikini giyer misin diye sormuyor. Evlenince koca baskı yapıyor. Bikini kadına yapılmış bir hakarettir” diyor. Bikininin laikliğin gereği gibi gösterilmesine de tepki gösteren dernek başkanı “Nutuk`ta bikiniden bahsedilmiyor. Atatürk`ün plajda resimleri var. O resimlerde kadınlar mayo ile denize giriyor. Yoksa hepimiz laikiz. Bizim annelerimizin de saçı açıktı. Sadece göbeğini gösteren insanlar mı laik olacak” diye konuştu.

Bu arada “Hem özgürlük hem ahlak” başlıklı bir bildiri yayımlayan üçüncü yolcu muhafazakâr-demokrat aydınlar, “CHP sadece bikini sorununu çözmeye çalışarak özgürlükten ne anladığını ortaya koydu. Biz bikinili kadınların sorunlarının çözülmesini istiyoruz ama bu yapılırken toplumsal değerler ve ahlak normlarına da zarar verilmemeli, başka kesimlerin özgürlük talepleri de karşılanmalı” görüşünü savundu.

Yasağın Türkiye`ye yakışmadığını söyleyen ünlü liberal köşe yazarı ise “Yasak kalkarsa bikinili kadın sayısı azalır. Zaten Anadolu`da zenginleştikçe dindarlaşma artıyor” diyerek.....

***

Tamam sustum.

Bugün devletin yaşam tercihlerimize müdahalesini destekleyenler bu kafa böyle giderse devran değişir güç el değiştirirse yarın başlarına gelecekten korksunlar diye yazdım.


Ey başörtüsü yasağını savunanlar, yasağa karşı susanlar. Savunduğunuz şeyin, uzlaşmayla çözülmeli tavsiyelerinizin ne kadar aptalca olduğunu gördünüz mü şimdi? Ve size faşist derken ne kadar haklı olduğumuzu?

Ha bu arada, hizmet alan - hizmet veren mevzuu açılırsa sırf başı açık olduğu için taraflı bulunan hâkimlerin dramını da yazarım bir gün...



platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Geyik Muhabbet >Fıkralar >bakış açısı
  2.Ağu.2010 Pzt 04:59:31
 
İki yaşlı kadın yolda karşılaşır. Hal-hatır sorarlar:

- Kızınız nasıl iyi mi?
...
- Ay sorma. Kızım o kadar rahat ki. Kocası sıcak sudan soğuk suya elini sokturmuyor. Hatta kahvaltıyı bile kocası yatağına götürüyor. Avrupa gezileri altınlar mücevherler. Para bol durumları çok iyi.

- Çok iyi maşallah! Peki oğlunuz nasıl?

- Ah ah! Hiç sorma! Öyle pasaklı bir kadına düştü ki kahvaltıyı oğlum hazırlıyor. Üstelik gelinin yatağına götürüyor. Daha neler canım Avrupa gezileri altınlar mücevherler. Para yetiştiremiyor. Yazık oldu oğluma!


platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Haber >Güncel haberler >`Hayırda Hayır Vardır ` Sloglanı Web Sitesi Oldu
  27.Tem.2010 Sal 20:22:54

 

 

Kılıçdaroğlu`nun sloganı web sitesi oldu. 
Sitede Kılıçdaroğlu`nun kayısı üreticilerine yaptığı konuşma ile ilgili bir uygulama yer alıyor.
"En şahane HAYIR gerekçesine ödül"

 

Web sitesine burdan ulaşabilirsiniz.

İşte bazı gerekçeler :

 Bu anayasa paketi Devlet Bahceli`ye ozel matematik ve aritmetik dersi vermiyorsa, o zaman HAYIR!

 

 Bu anayasa paketinde nem oranını düşürecek, sıcaktan kavrulmamızı önleyecek bir madde yok. O zaman HAYIR!

 

 Bu anayasa paketi değişikliğinden sonra Zeki Müren de bizi görebilecek mi? Göremeyecek. O zaman HAYIR

 

 



platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Haber >Güncel haberler >CHPli Başkan EVET diyecek.
  25.Tem.2010 Pzr 00:09:06
CHP Bingöl Yedisu Belediye Başkanı Mehmet Şerif Memioğlu, Erdoğan`ı `Evet` yazan şapkasıyla dinledi. 
Türkiye 12 Eylül’de yapılacak Anayasa referandumu için geri sayıma başladı. Başbakan RecepTayyip ErdoğanBingöl`de,MHPLideriDevlet BahçeliDüzce`de,CHPLideriKemal Kılıçdaroğluise Malatya`da halka seslendi. Bingöl’deki mitingde ise diğerlerinde farklı bir olay yaşandı. CHP’li belediye başkanı Başbakan’ı “Evet” şapkası ile dinledi

CHP Bingöl Yedisu Belediye Başkanı Mehmet Şerif Memioğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın Bingöl`deki miting alanındaydı. CNN TÜRK Haber Koordinatörü Yavuz Oğhan`ın objektifine yakalanan başında "evet" şapkasıyla yansıyan CHP`li Belediye Başkanı, "Seçimler başka ama referandumda oyum `evet` olacak. Sadece kendim değil, çevremdeki insanların da `evet` oyu vermesi için çalışacağım" dedi. 

DHA


platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Mühim Mevzular >Politika, Tarih >12 Eylül Anayasasına Hayır Diyen Tek İl
  24.Tem.2010 Cmt 23:16:44

Bingöl, 82 Anayasası için yapılan referandumda yüzde 90 ‘hayır’ diyerek âdeta darbe yönetimine kırmızı kart göstermişti. 22 Temmuz’dan sonra 21 Ekim’i de sabırsızlıkla bekleyen şehirde halk yeni bir rekora hazırlanıyor. 

‘Her cumhurbaşkanı seçimlerinde krizler yaşanıyor. Hem ekonomik hem de sosyal yönden büyük kayıplar meydana geliyor. Cumhurbaşkanını halk seçerse bu krizler de biter. Halk, başbakanını bir günde seçtiği gibi cumhurbaşkanını da aynı şekilde seçebilmelidir. 82 referandumunda büyüklerimiz için önemli olan değerler bugün bizim için de önemlidir. Onun için biz doğru olan ‘evet’ kararını vereceğiz.’ Bingöllü kuyumcu İbrahim Alimoğlu’nun bu sözleri, 1982 Anayasası referandumunda Türkiye’nin geneliyle nazaran taban tabana zıt bir profil çizen Bingöl’ün siyasi tarihimizdeki duruşunu özetliyor. Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi’nce hazırlatılan anayasa 7 Kasım 1982’deki referandumda yüzde 93 ‘evet’ oyuyla kabul edildi. Bingöl’den gelen haber ise tam anlamıyla şoke ediciydi o günkü yönetim için: Yüzde 90 hayır!... Bu, görülmemiş bir “zıtlık rekoruydu” aynı zamanda. Bingöl, 22 Temmuz seçimlerinde AK Parti’ye verdiği yüzde 72’lik destekle bu alanda da Türkiye rekorunu elinde bulunduruyor. CHP’nin İstanbul başta olmak üzere çeşitli bölgelerden otobüslerle getirdiği Bingöllülerin AK Parti’ye oy vermesi ise Türk siyaset tarihinin en büyük golü olarak jeneriklere yansıyacak!

7 Kasım 1982 referandumu, yüzde 92,7’lik ‘evet’ oyu ile kabul edildi. Bu sonuca göre 80 ihtilalinin baş aktörü Kenan Evren, aynı oranla cumhurbaşkanı seçilmiş oldu. O referandumda yüzde 7’lik kesim hayır oyu kullanmış, katılım oranı ise yüzde 91 olarak gerçekleşmişti. Bingöl’ün bu zıtlığı ise darbe yönetimi tarafından âdeta cezalandırılacak, şehre pek yatırım yapılmayacaktı. Referandumdan sonra özellikle din görevlileri çok zor durumda kaldı. Bingöl’ün bazı bölgelerinde din görevlilerine yönelik büyük baskılar ve hakaretler oldu.

BİNGÖL’ÜN SİYASETİNE, ELAZIĞ’IN İBADETİNE!... 

Diyarbakır, Erzurum, Tunceli, Elazığ ve Muş ile sınırlı 70 bin nüfuslu bu şirin doğu ilinin Türkiye genelinden farklı bir tablo ortaya koymasının sebebi ne? Bingöllülerin 21 Ekim referandumunda tavrı ne olacak? Aldığımız cevapların ortak noktası şu: Bingöllüler, haksızlıklara ve dayatmalara karşı boyun eğmiyor, tam aksi istikamette hareket ediyor. Özellikle dinî konularda çok hassaslar. Bu yöndeki art niyetlileri asla affetmiyorlar. Bingöllü, cezalandırılacağını bilse bile doğru bildiği yoldan gözünü kırpmadan gidiyor. Türkiye’nin yetiştirdiği ender edebiyatçı ve yazarlardan Elazığlı rahmetli Ahmet Kabaklı, Bingöl’ün seçimlerde ne yapacağına akıl sır erdirmenin mümkün olmadığını şakayla karışık şöyle dile getiriyordu: “Bingöl’ün siyasetine, Elazığ’ın ibadetine güven olmaz!” 

Yıllardır Bingöl’de gazetecilik yapan Emin İnak, 82 Anayasasını hazırlatan askerî yönetimin zorla kendi siyasetini kabul ettirmeye çalıştığını; ancak halkın buna tepki gösterdiğini anlatıyor. Özellikle dinî konulardaki hassasiyet sebebiyle Bingöl’ün bu yöndeki kısıtlamaları benimsemediğini vurgulayan İnak, özellikle bu yüzden yüzde 90 gibi rekor bir oran çıktığını anlatıyor. Gazeteci İnak, 22 Temmuz’da halkın bir kez daha tepki oyunu kullandığını hatırlatıyor: “Çünkü bazı kesimler mevcut hükümeti haksız bir şekilde yıpratmaya çalışıyordu. Özellikle CHP’nin tavrı ve cumhuriyet yürüyüşleri bu rekora sebep oldu.” Emin İnak, 21 Ekim’de Bingöl’ün yine tepki oyu kullanacağının altını çizerken, bir rakam vermese de yeni bir rekorun kırılacağından emin.

Bingöllüleri, “sağduyulu, muhafazakâr ve ezilen insanların yanında yer alan” diye nitelendiren kuyumcu İbrahim Alimoğlu ise 21 Ekim’de çıkacak yüksek oranlı ‘evet’ oyunun Bingöl için sürpriz olmayacağını söylüyor ve ekliyor: “Bingöl halkı sürekli olarak birlikte hareket eder. Zaten Bingöl’de birbirinden çok farklı kesimler yok, herkesin inancı ve yaşam tarzı bir.” Alimoğlu, “Türkiye’nin yolunu açacak” dediği sivil anayasa için evet oyunu kullanacağını söylüyor.

YÜZDE KAÇ ‘EVET’ ÇIKAR?

Eczacı Süheyl Tuğ, 82’de oy kullanmadığını ancak 21 Ekim’deki tablonun şimdiden belli olduğunu söylüyor: “Katılım az olsa bile çok yüksek oranda ‘evet’ çıkacak.” Tuğ’a göre, Abdullah Gül’e yapılanlar 22 Temmuz seçimlerine yansıdı, bu 21 Ekim’de de devam edecek. Çünkü Bingöl “her zaman mazlumun yanında” yer alıyor. 

Referandum tahmini konusunda rakam verenlere kulak kesiliyoruz bu kez. Faruk Ayık, tarihî halkoylamasında Bingöl’den yüzde 95’lik bir sonuç çıkacağına inanıyor. Çünkü Bingöl her zaman antidemokratik uygulamalara karşı dik durmuş. Gülderen Çalışanlar Derneği Başkanı Selahattin Bulut ise ‘evet’ oranının en az yüzde 80 olacağını iddia ediyor. 1980’li yıllarda sağ-sol meseleleri yüzünden halkın huzursuz olduğunu, bunun için ilk başlarda referanduma sıcak baktığını; ancak gerçek düşünceleri ortaya çıkınca kırmızı kart gösterdiğini dile getiriyor. 1982 Anayasasındaki bazı düzenlemelerin özelikle din konusunda hassas olan Bingöl’de halka zarar verdiğini aktarıyor. Ayrıca Medyada göbeğini kaşıyan adam benzetmelerine tam da cevap niteliğinde bir tespit yapıyor Selahattin Bulut: “21 Ekim’de Bingöl’den ‘evet’ oyunun çıkacak olmasının asıl sebebi yine halkın hor ve küçük görülmesinden kaynaklanan anlayışın reddedilmesine bağlı.” 

Darbe sonrası dönemin yakın şahitlerinden Bingöl Esnaf ve Sanatkârlar Odalar Birliği Başkanı Ali Bayram, 82 referandumu önceki Kenan Evren’in konuşmalarının halkta büyük tepki çektiğini anlatıyor. Ali Bayram da, 21 Ekim’de de, 82 referandumu ve 22 Temmuz seçimlerindeki rekora yakın bir sonuç çıkacağını tahmin ediyor: “Çünkü bazı kesimler halkın seçtiği meclise ve onun da seçtiği cumhurbaşkanına karşı. Halkın iradesine saygı gösterilmediği için halk daha önceden yaşanan tabloları ortaya koyar. Esnaf, çiftçi sürekli olarak sızlanmaktaydı. 22 Temmuz seçimleri bu sızlanmaların yersiz olduğunun bir göstergesiydi. Halinden memnun olmayan esnaf ve çiftçiler böyle bir rekora imza atabilir miydi?”

ŞEHİR, ‘SÜPER KUPA’ BEKLİYOR 

Bingöllülerin ‘hüneri’ seçimlerde rekora imza atmakla sınırlı değil. Son seçimde CHP’nin Bingöl’de yaşadığı güldüren hezimet, siyasi tarihimizde çoktan yerini aldı. 22 Temmuz’da vatandaşların oy kullanmasını sağlamak için CHP büyük çaba sarf etti, araç ayarlayıp, şehre taşıma yapıldı. Bingöl’e yaklaşık 6 bin kişiyi taşıyan CHP, 15 bin YTL masraf etti. Ama seçimde CHP’ye topu topu 4 bin 672 oy çıktı. Yani CHP’nin taşıdıklarının nerdeyse önemli bir kısmı AK Parti’ye oy verdi.

Bingöllüler, 22 Temmuz sonuçlarını “Şampiyon Bingöl” olarak nitelendiriyor. Bingöllüler, 1982 oylamasını hatırlatarak Başbakan Erdoğan’a mesaj yollamayı da ihmal etmiyor: “21 Ekim’de yeni bir süper kupa bekliyoruz!”

TÜRKİYE’NİN BEŞİNCİ REFERANDUMU 

Türkiye’de ilk referandum, 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinin ardından hazırlanan 1961 Anayasası için yapıldı. 9 Temmuz 1961’deki halkoylaması ile 1961 Anayasası, yüzde 38,3 ‘hayır’ oyuna karşılık, yüzde 61,7 ‘evet’ oyuyla kabul edildi. Türkiye ikinci kez, 1982 Anayasası’nın halkoyuna sunulması üzerine sandık başına gitti. 7 Kasım 1982’deki halkoylamasına 18 milyon 885 bin 488 seçmen katıldı. 17 milyon 215 bin 559 seçmen kabul (yüzde 91,37), 1 milyon 626 bin 431 seçmen de ret (yüzde 8,63) oyu kullandı. 1982 Anayasası, sonuçların açıklanmasıyla 9 Kasım 1982’de yürürlüğe girdi. Üçüncü halkoylaması, 1982 Anayasası’nın geçici 4. maddesi ile Süleyman Demirel, Bülent Ecevit , Necmettin Erbakan gibi siyasilere getirilen yasakların kalkıp kalkmaması konusunda 6 Eylül 1987’de düzenlendi. Geçerli 23 milyon 347 bin 856 oydan 11 milyon 711 bin 461’i ‘evet’, 11 milyon 636 bin 395’i ‘hayır’ çıktı. Böylece, geçici 4. madde yürürlükten kalktı. Türkiye’nin dördüncü kez önüne getirilen referandum sandığının konusu ise Anayasa’nın 127. maddesindeki yerel seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması oldu. 25 Eylül 1988’deki oylamada yüzde 65 ‘hayır’, yüzde 35 ‘evet’ çıktı.

---

Eski tarihli bir haber ama bu referandumda da bu ilin ne diyeceği merak konusu 



platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Haber >!!! Son Dakika !!! >ÖSYM den hata üstüne hata
  21.Tem.2010 Çar 11:48:25

15-20 Temmuz 2010 tarihlerinde adayların internetten öğrendikleri 2010-LYS sonuçlarında yer alan “Y-MF-4 Puan Türünde Alanında Başarı Sırası” değerinin yanlış olduğu belirlenmiştir. Y-MF-4 puanıyla (alanında) tercih yapacak adaylar doğru başarı sıralarını 21 Temmuz 2010 tarihinden itibaren internetten öğrenebilirler. Sonuç belgesinde Y-MF-4 başarı sırasının (alanında) doğru değeri yer alacaktır.

Kamuoyuna önemle duyurulur.

 ÖSYM BAŞKANLIK


Resmen milletle dalga geçiyorlar


platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Dijital Yaşam >Animasyonlar, Teknoloji Videoları >Köprü Yapma
  20.Tem.2010 Sal 19:46:23

Bana bir hayli zor geldi bu oyun zaten beceremedim de  

TIKLA



platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Spor >Fenerbahçe >19/07/2010 Dünya FenerBahçeliler Günü`müz kutlu olsun
  18.Tem.2010 Pzr 23:14:00



platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Kültür Sanat Hobiler >Güzel Sözler >KISSADAN HİSSE ` BU DA GEÇER `
  2.Eki.2009 Cum 14:19:25

Dervisin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir koye varir...
karsisina cikan insanlara, kendisine yardim edecek, yemek ve yatacak yer verecek birileri olup olmadigini sorar...
koyluler, dervis`e, kendilerinin de fakir olduklarini,evlerinin kucuk oldugunu soylerler ve sakir diye birinin ciftligini tarif edip,oraya gitmesini salik verirler... dervis yola koyulur, yolda birkac koyluye daha rastlar...
onlarin anlattiklarindan, sakir`in, o yorenin en zengin kisilerinden biri oldugunu ogrenir... bolgedeki ikinci zengin ise, haddad isimli bir baska ciftlik sahibidir... dervis, sakir`in ciftligine varir... cok iyi karsilanir...
iyi misafir edilir, yer, icer ve dinlenir... sakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gonulleri zengin insanlardir... sonra tekrar yola koyulma zamani gelir ve dervis sakir`e ve ailesine tesekkur ederken, "boyle zengin bir insan oldugun icin hep sukret." der... sakir`den ise soyle bir yanit alir: "hicbir sey oldugu gibi kalmaz... bazen gorunen, gercegin kendisi degildir... bu da gecer...".
dervis, sakir`in ciftliginden ayrildiktan sonra, bu yanit uzerine uzun uzun dusunur... aradan birkac yil gectikten sonra, dervis`in yolu yine ayni yoreye duser... sakir` e ugrayip, ziyaret etmek ister...
yolda karsilastigi koylulerle konusurken, koyluler:"haaaa o sakir mi?.. o iyice fakirledi, simdi haddad`in yaninda calisiyor..." derler. dervis, hemen haddad`in ciftligine gider... sakir`i bulur... eski dostu yaslanmistir... uzerinde eski pusku giysiler vardir... gecen sure icindeki bir sel felaketinde butun sigirlari telef olmus, evi barki yikilmistir...topraklari da islenemez hale geldigi icin, tek care olarak, selden hic zarar gormemis ve biraz daha zenginlesmis olan haddad`in yaninda calismak zorunda kalmistir... bu sure zarfinda sakir ve ailesi, haddad`a hizmetkarlik yapmaktadirlar... sakir, dervis`i, bu kez son derece mutevazi olan evinde misafir eder... kit kanaat yemegini onunla paylasir...
dervis, vedalasirken, sakir`e olup bitenlerden ne kadar cok uzgun oldugunu soyler ve sakir`den su yaniti alir: "uzulme... unutma, bu da gecer..." dervis, gezmeye devam eder ve aradan uzun yillar gectikten sonra, yolu yine ayni bolgeye duser... ogrendiklerinden saskina doner... bir sure once olen haddad, ailesi olmadigindan, butun varini yogunu, en sadik hizmetkari ve eski dostu sakir`e birakmistir... sakir, haddad`in konaginda oturmaktadir... kocaman arazileri ve binlerce sigiri ile yine o yorenin en zengin insani olmustur... dervis, eski dostunu iyi gordugu icin ne kadar cok sevindigini dile getirdiginde yine ayni yaniti alir: "bu da gecer..."
birkac yil sonra dervis yine sakir`i arar... ona bir tepe gosterirler... tepede sakir`in mezari vardir ve mezar tasinda soyle yazmaktadir: "bu da gecer".
dervis, uzgun bir sekilde, "allah allah, olumun nesi gececek?" diye dusunur ve gider...
ertesi yil, dervis, sakir`in mezarini ziyaret etmek icin geri doner ama ortaliklarda mezar falan kalmamistir... buyuk bir sel gelmis, butun tepeyi silmis supurmus ve sakir`in mezarindan geriye hic eser kalmamistir...
o yillarda, ulkenin sultani, kendisi icin cok degisik bir yuzuk yapilmasini ister... bu oyle bir yuzuk olacaktir ki, sultan mutsuz oldugunda umudunu tazeleyecek, mutlu oldugunda da, mutlulugun rehavetine kendini kaptirmasini, tembellige dusmesini onleyecektir...
hic kimse, sultani tatmin edecek boyle bir yuzuk yapmayi basaramaz... sultanin adamlari bir gun bilge dervis`i bulurlar, yardim isterler... sultan yuzuge fena halde takmistir...
dervis, sultanin kuyumcusuna hitaben bir mektup yazar...
kisa bir sure sonra, yuzuk sultana sunulur... sultan onceleri hicbir anlam veremez; cunku, son derece sade bir yuzuktur bu... sonra uzerindeki yaziya takilir gozu... uzerinde biraz dusunur ve yuzu aydinlanir...
buyuk bir mutluluk isigi parlar gozlerinde... sonunda tam da istedigi gibi bir yuzugu olmustur...
yuzugun uzerindeki yazi mi?

su yazilidir yuzugun uzerinde: "bu da gecer".

 

Alıntıdır



platoniclover

platoniclover resimleri
vip oyun sayfasi

Mesaj Gönder
Forum Mesajlari

  CC-Forum> Kültür Sanat Hobiler >Film, Sinema, Dizi, Belgesel, Program >İKİ DİL BİR BAVUL
  20.Eyl.2009 Pzr 11:25:57

 

 

FRAGMAN

 

Filmin Konusu:
Bir sınıf öğretmeni okulundan mezun olduğu yıl uzak bir Kürt köyüne atanır. Bu köyde yalnız ve yabancı olmasının dışındaki en büyük sorunu okula yeni başlayan çocukların Türkçe bilmemesidir. Öğretmen de onların dilini bilmez.

İki Dil Bir Bavul , bu öğretmenin bir yıl boyunca Kürt çocuklarla nasıl anlaştığının, yalnız başına bu köyde ne yaptığının, ne hissettiğinin ve çocukların yabancı bir dille temaslarından kaynaklanan dünyasının hikayesidir.

İki Dil Bir Bavul 23 Ekimde gösterime girecek.

-------

Mutlaka izlemek istediğim bir film. Çok merak ediyorum.

<<1 2>>