ChatCity sohbet arkadaş sitesi ile oyun tavla ve okey oyna, sohbet muhabbet ortamını keşfet. Oyun, okey tavla oyna, kulüp aç ve kendi radyo yayınını yap

Forum sayfaları sohbet arkadaş sitesi ile oyun tavla ve okey oyna, sohbet muhabbet ortamını keşfet. Oyun, okey tavla oyna, kulüp aç erkek kız arkadaş bul


sohbet, okey, tavla, chat
6 Ekim 2022, Perşembe 15:48   

 

ChatCity Forum
Chatcity Forumlarında mesaj yazmadan önce Forum Kurallarını mutlaka okuyunuz...

En İyiler  Son Eklenenler       
sohbet forum basliklari  CC-Forum> Geyik Muhabbet > Öylesine muhabbet
forum sohbet oyun basliklari
   Bizim Hikayemiz...
 <<12345678 910>>
Mesaj Ekle, sohbet ve oyun icin cagir
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

LaL

LaL resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katilozel odasi var sohbet icin kullaniyor
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  14.Nis.2022 Per 20:43:13sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
Esinpiri çıtayı çok yükselttin. Bir şeyler yazmaya cesaretim yok 
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

esinpiri

esinpiri resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey

sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  14.Nis.2022 Per 22:59:45sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle


LaL yapma lütfen. Sen rahatlıkla yazarsın; yazabileceğini de gördük...

Bu arada herkes için belirtmiş olayım; o kadar yazmış olmamın asıl sebebi daha kolektif hale getirmekti. Çekimser kalan arkadaşlar da dahil olabilsin, ekleme yapabileceği olasılıklar artsın, hem de konu kısırlıktan biraz kurtulmuş olsun diye.
o yüzden iki cümle bile olsa eklenebilir. kaldı ki ben de bundan sonra öyle yapacağım zaten. isteyen uzun yazabilir tabi.  
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

CcTerapist

CcTerapist resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey

sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  15.Nis.2022 Cum 16:41:24sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

Crotch

Crotch resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katilozel odasi var sohbet icin kullaniyor
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  16.Nis.2022 Cmt 20:20:48sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
İlk olarak bir eleştiri yapmak istiyorum.
Bu hikaye imece usulü yazılacaksa bu kadar uzun partların olması beni hikayeden uzaklaştırdı. 
Kısa kısa konular oluşturup hikayeyi geliştirmek daha çekici olur diye düşünüyorum. 
Ayrıca hikayenin başlangıcından son geldiği hale kadar olan kısmı birleştirilip belli aralıklarla tek part halinde sunulursa 
hikayeye yeni katılacak arkadaşlara, hikayeye hakim olmak konusunda yardımcı olur diye düşünüyorum.

Gelelim Hikayeye yapacağımız dokunuşa :)

Handan Tekinden gelen mesajı alır almaz Tekini aradı..
Tekinin telefonu uzun süre çalmıştı fakat açılmıyordu derken Handan tam telefonu kapatacakken Tekinin telefonu açıldı..
 -Handannnn..! diye yüksek sesle ağlayarak telefonu açan Nisandı.
 -Tekini kaybettik!

-Tekin, Handanın evine girenleri kovalarken göğsüne isabet eden bir mermiyle kanlar içinde yere yığılmıştır..-

Handanın parmakları arasından telefon yere düştü.. Tam bir şok halindeydi Handan.. Tam yere düşecekken hanfendi iyi misiniz? diyerek Berkay koluna girdi düşmesini engelledi fakat Handan çoktan bayılmıştı..

Berkay 1.97 boyunda 30 yaşında kumral uzun dalgalı saçları olan ince yapılı ve atletik vücuda sahip bir futbolcuydu. 

Handanı hastaneye götürüp durumunu anlamaya çalışırken, Handanın yere düşünce kapanan telefonunu açarak birilerine haber vermek istedi Berkay. 
Tam o sırada Nisan Handanı tekrar aradı..
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

RMC

RMC resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katilozel odasi var sohbet icin kullaniyor
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  16.Nis.2022 Cmt 22:33:16sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle


Sonunda beklediğim dokunuş geldi 

Hemen tanıştırayım. 

Ve İşteeee karşınızda Kaleci Berkay   

Hayırlı olsun 


sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

Crotch

Crotch resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katilozel odasi var sohbet icin kullaniyor
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  16.Nis.2022 Cmt 23:04:01sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
Tam hayal ettiğim berkay masuhasuhaushauhsauh 
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

LaL

LaL resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katilozel odasi var sohbet icin kullaniyor
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  17.Nis.2022 Pzr 22:22:06sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
O nasıl gözlük tutuş ki? O da mı Tekingillerden yoksa  Bilek ve parmak duruşuna bakar mısınız 
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

HurrosH

HurrosH resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katil
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  18.Nis.2022 Pzt 07:52:55sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
Handan tedirgin ve kafası karmakarışık bir halde bindiği uçakta koltuğuna iyice yerleşip, emniyet kemerini takarken hemen yanında kabin görevlisini farketti. Uzun süren uçuşları sevmezdi. En son uçak yolculuğunu Amsterdam`da yaşayan bir arkadaşına gidip gelerek yapmıştı. Nedense çocukluğundan beri koca koca metal yığınlarının gökyüzünde kuşlar gibi süzülmesine akıl erdiremezdi. Ruhsuz, sabit kanatların hiç çırpılmadan gökyüzüne hakim olması onu ürkütürdü üstelik. Bu sebeple uzun süreli uçak seyahatlerinde, uyumasına yardımcı olacak bitkisel tabletler kullanırdı. 4,5 - 5 saat sürecek uçuş için en güzeli uyumaktı. Böylece bir nebze de olsa kafası dinlenmiş ve rahatlamış olacaktı. Yanındaki kabin görevlisinin koluna usulca ilişip "Affedersiniz! [Yorgun yüzünde zoraki bir gülümsemeyle] işiniz bitince bir su alabilir miyim?" dedi. Kabin görevlisi gülümseyerek "tabii" anlamında iki gözünü birden kırparak kafasını öne doğru eğdi. 

    Uçak havalanmış, kaptan pilot uçuş bilgilendirme duyurusunu yeni bitirmişti. Handan ayaklarının arasında sıkıştırdığı diz üstü bilgisayar çantasını alıp dizlerinin üzerine koydu. Önce çantanın fermuarlı küçük cebinden, uyumasına yardımcı olacak passiflora tableti çıkardı. O sırada kabin görevlisi pet bardakla getirdiği suyu uzattı. Tableti ağzına attığında suyu içmeye bile takatinin olmadığını farketti. Birkaç yudum içebildi sadece... kalan suyu pet bardakla ön koltuktaki organiser cebe koydu. Aklında Tekin, ofisteki sır dolu konuşmalar ve anlam veremediği gizli çekilmiş fotoğraflar olduğu halde bilgisayarını açarak notlarına bakmaya başladığı esnada uykuya teslim oldu.

     ..... telefon ısrarla çalıyordu. Ekranda Nisan`ın adı yazıyordu.....

     "Hanımefendi, hanımefendi! [Bu kez kabin görevlisine seslenerek] Pardon, bakar mısınız! Hanımefendi epey yorgun olmalı, bir türlü uyandıramadım. Çok derin uyuyor." diye söylenen bir ses ve zır zır çalan bir telefon sesine "Nisan" diye bağırarak açtı gözlerini Handan. Bir anda olduğu yerde afallamış halde seri bir şekilde gözleriyle etrafı kolaçan etti. Uçakta olduğunu, uçağın çoktan iniş yaptığını ve yanında oturan orta yaşlı adamın telefonunu çoktan açtığını, çalan telefonun da yanında oturan adama ait olduğunu fark etti. Bilgisayarının kapağını kapatıp apar topar çantasına koydu ve aynı aceleyle çantasından telefonunu çıkardı... telefonu kapalıydı. Acele bir şekilde toplanırken, "bu neydi şimdi? Hangisi rüya hangisi gerçek" diye söyleniyordu bir yandan. Önce yanında oturan tez canlı şu adama yol vermeliydi.

    Pasaport kontrol noktasına geldiğinde kalabalıktan istifade edip telefonunu açtı. 

Ekranda Tekin`den gelen bir mesaj görünuyordu. Mesajı açtı. Sanki dejavu yaşıyordu... "Handan, birileri evine girmiş" yazıyordu. Kendini toparlayıp hemen Tekin`i aradı. 

    "Merak etme Handan! Olay yeri inceleme şimdi gitti. Parmak izlerini aldılar, Nisan ve ben de ifadelerimizi verdik. Bu gelenler her kimse değerli birşeye dokunmamışlar. Şifonyerin üzerindeki altın kolyenle, taşınabilir elektroniklerin hepsi duruyor. Dur hatta, kumbaranda bitiktirdiğin dünya turu parana da dokunmamışlar" diyerek güldü. Tasalanmasını, paniklemesini, korkmasını istemiyordu arkadaşının. "Bak hatta sevineceğin bir haber daha vereyim sana; adresin yazılı olduğu mektuba baktım polisler çıkar çıkmaz... ve buldum da. Fakat sanırım diğer tüm mektuplarını almışlar, şayet sen başka yere kaldırmadıysan veya yanında götürmediysen. Çünkü sandığın ağzı açıktı ve ortalıkta mektuplar yoktu." Handan`ın kafası allak bullak olmuştu. Kim ondan ne isteyebilirdi ki? Tam bunlara daldığı anda pasaport kontrol sırasının kendisinde olduğunu gördü. "Tekin, şimdi kapatmalıyım. Pasaport kontrolden çıkınca tekrar arayacağım" diyerek cevap gelmeden kapattı telefonunu. 

     Pasaport kontrol işlemeleri bittikten sonra bagajına doğru yürürken tekrar aradı Tekin`i. "Çıktım pasaport kontrolden. Bagaja doğru gidiyorum. Uçakta biraz uyudum. O esnada saçma sapan tuhaf bir rüya gördüm. Rüyamda, sanki şimdi olduğum bu yerde takip ediliyordum ve seni aramışım da Nisan açıyor telefonu, senin vurulduğunu söylüyor bana." rüyasını anlatırken, Tekin onu yatıştırmaya, rahatlatmaya çalışıyordu. "Hadi rahat ol biraz... ben yarın sabah karakola gidip polisten son gelişmeleri alacağım ve hemen yanına geleceğim. Dikkatli ol! Doğruca oteline git ve dinlen. Daha konuşuruz" Handan Tekin`le konuştuktan sonra epey rahatlamıştı. Valizini aldığında aklı yine gördüğü rüyaya gitti. "Berkay nerden çıktı yaa! Hem de Berkay! Futbolcu..." diye söylenerek güldü. 

    Barajas Havaalanı`ndan Madrid`in merkezine gitmek için metroya bindi. Plaza Mayor meydanına yakın bir butik otelde rezervasyon yaptırmıştı kendine. Oteldeki odasına yerleştikten sonra saatin iyice ilerdiğini fark etti. En iyisi ılık bir duş almak ve kahve içmekti. Karnı acıkmamış veya acıktığını hissetmeyecek kadar hareketli geçmişti günü. Duştan çıktığında oda servisine bir kahve söyledi. Ertesi gün Pazar olduğu için, Tekin gelinceye kadar yapabileceği bir aktivite düşündü. Kahvesini getiren oda servisine gezebileceği yerleri sordu. Seçenekler arasında en çok ilgisini çeken, sadece Pazar günleri kurulan "El Rastro" açık hava antika pazarı oldu. Yarın için Tekin`i beklerken tereddütsüz gidebileceği yer belliydi. Yatağına uzanırken Mp3`ünü alıp, kaydettiği sesleri tekrar tekrar dinledi. Patronu Yüksel Bey`in konuştuğu Şaduman Hanım, gizli çekilen fotoğraflar, tüm bunlarla ilintili olup olmadığını bilmediği evine giren birileri... neler oluyordu?

     Şaduman Hanım, Handan`a babasından kalan tek yakınıydı. Babasının çok yakın bir dostu olduğunu biliyordu. Öyle ki, hiç bahsedilmeyen babanın yakın dostu ailede epey itibar sahibiydi. Hatta Handan`ı Şaduman Hanım`a "hala" demeye bile alıştırmışlardı. Ne var ki Şaduman Hanım da Handan`a babasıyla alâkalı bilinenden farklı birşey anlatmamıştı. O da diğerleri gibi Handan`a, annesi hamileyken babası Anton`un öldüğünü söylemişti. Tüm bunları düşünürken neden sonra uykuya daldı. 
   El Rastro antika eşyalar, ikinci el giysiler, eski dönemlere ait kostümlerin satıldığı büyük, otantik bir açık hava pazarıydı. Rengarenk giysiler, çeşitli dönemlere ait mutfak gereçleri, pipolar, sandıklar, şapkalar, oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahipti. Tezgahlardan biri Handan`ın dikkatini çekti. Ortaçağlara ait takı ve aksesuar tezgahıydı bu. Tezgahtaki takılara bakarken gözüne çarpan şey... bu nasıl olabilirdi! Anneannesinin sandığından çıkan Anser işlemeli antik tarağın aynısıydı bu. Şaşkınlık içinde donakalmıştı... telefonunun sesiyle irkildi, arayan Tekin`di. "A alo... o burda Tekin. İnanamayacaksın. Tıpkısının aynısı." diye kekeleyerek başladığı konuşmasına heyecanlı bir şekilde devam etti Handan; "Anser`in işlenmiş oldugu o antik tarak... ben bir pazardayım. Antik eşyaların satıldığı bir yer. İnanamıyorum." diye ardı ardına konuşurken "soluk al" dedi Tekin gülerek... "şimdi uçağa biniyorum, geldiğimde konuşuruz" dedi ve kapattı. Handan tarağı eline aldı ve satıcıya yöneldi "No se Espanol. Do you speak English?" (İspanyolca bilmiyorum. İngilizce biliyor musun?) 
     
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

Crotch

Crotch resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katilozel odasi var sohbet icin kullaniyor
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  18.Nis.2022 Pzt 10:26:28sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
esinpiri :

Handan mailleri gönderdikten sonra balkona çıktı ve ayakta dururken dışarıyı izlemeye başladı. Bir süre bu şekilde yaşadıklarını düşündü, telefonun çalmasıyla bir anda dalgın halinden kurtuldu.  “Yoksa gideceğimi mi öğrendin” diyerek açtı telefonu. Karşıdaki ses, “Aaa… ben de bil bakalım şu an elimde ne var diye soracaktım ama senin soru daha ilginçmiş… Hayırdır? Nereye gidiyorsun bakalım?” dedi.  Handan gülerek, “elinde ne olduğunu söylersen düşünürüz şekerim” diye cevap verince gülüştüler.

“Yaklaştın!” Dedi telefondaki ses. Handan birkaç saniye sessiz kalıp, “yaaa!..  Badem şekeri mi Nilay?..” dedi.

Nilay, Handan’ın çocukluk arkadaşlarından biriydi, iç mimarlık yapıyordu.

“Evet canım, ne zaman görsem aklıma sen geliyorsun. Şimdi söyle bakalım nereye gidiyorsun?” Diye sorarken, telefonun diğer ucundan çekmece açıp kapatma sesleri gelmeye başladı. Bu seslerden durumu anladı ve “Sende mutlaka vardır diye söyledim, yoksa söylemezdim. Canın çekmiştir şimdi, üzüldüm bak,” dedi Nilay.

 Handan derin bir nefes alarak “Olmadığını biliyorum ama yine de şansımı bir deneyeyim dedim. Neyse, konuyu değiştireyim en iyisi” dedi ve yine güleç bir sesle “yoksa çıkıp nöbetçi badem şekercisi bulmak zorunda kalabilirim,” dedi. Gitme hikayesini bütün detayıyla anlatmaya başladı. Nilay anlatılanları çok ilgi çekici buldu ve “Ben de gelmeyi çok isterdim, ama bitirmem gereken bir sürü iş var. Hatta şu anda bir yandan seni dinlerken, bir yandan da -“ Derken ses birden kesildi. Nilay’ı tekrar aradı Handan ve operatörün “aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor” sesini duydu. Bir an gözleriyle odayı taramaya başladı. “Bir şey mi oldu acaba?” diye düşünürken konuşmalarının uzun sürdüğünü hatırladı ve  “Muhtemelen şarjı bitmiştir” diye mırıldandı.

Tekrar Balkona doğru yönelirken telefonu çalınca hemen açtı ve “Şarjın bitti değil mi? Bensiz badem şekeri yersen böyle lafın yarım kalır,” dedi ve gülüşmeye başladılar.

Bir an gülüşüne eşlik eden sesin Nilay’a ait olmadığını anladı ve telefonu uzaklaştırarak ekrana baktı.

Ekranda Tekin yazısını görünce telefonu tekrar kulağına götürdü. Bir yandan gülerken “doğru zamanda aradım galiba. Kim bu sensiz badem şekeri yiyen yaramaz,” dedi Tekin.

Handan’ın yüzünden utangaç bir tebessüm belirdi. “Nilay ’la konuşuyorken telefon kapandı, sen arayınca o sandım,” dedi.

“Ben de Anser’i araştırmaya başlar başlamaz enteresan bir şey öğrendim, o yüzden aradım seni. Yakın zamanda ispanyadaki müzeden çalmaya çalışmışlar, haberin var mıydı bundan?”

“Hayır,” dedi Handan. “Daha cevabını bulamadığımız bir sürü şey varken yenileri ekleniyor. Kimin ne işi olabilir ki acaba?

Bu konu devam ederken yirmi dakika kadar olmuştu ki, birden konuyu değiştirip “aklıma gelmişken, senin kapının önündeki paspası ne yaptın? Geçen geldiğimde yoktu,” dedi Tekin.

“Hangi paspas?” diye sordu Handan.

Tekin ciddi bir tonla, “Senin kapının önünde kaç tane paspas var?” dedi.

Handan’ın kafasında soru işaretleri dolanırken, kendinden emin olmayan bir ses tonuyla “Hayır ya, olmasa bugün geldiğimde fark ederdim herhalde,”

“Bir bak bakalım” dedi Tekin.

Handan kapıya doğru hızlı adımlarla yürüdü ve acaba yanılıyor muyum düşüncesi ile kapıyı açtı.

“İnanmıyorum ya… nasııll?”  dedi

Tekin o sırada gülerek “söylemiştim ben sana, gördün mü?”

 “Teşekkür ederim… bugün daha iyi bir sürpriz olamazdı herhalde…

E peki sen neredesin,” dedi Handan. Başını dışarıya doğru uzatıp sağa sola baktı, sonra eğilip kapının önünde duran şeffaf kapaklı, içi badem şekeri dolu kutuyu aldı.

“Hani neredesin? Hem sen ne ara geldin?“ dedi.

“Sana afiyet olsun, ben ayrıldım bile,” dedi Tekin.

Handan o sırada kapıyı kapatırken “aklıma ne geldi biliyor musun?”

“Evet,” dedi Tekin.

Handan Tekin’in boş bir anına denk geldiği için söylediğini düşünerek tebessüm etti. “Söyle bakalım o zaman”

 Durgun bir sesle, “Handan, sana bir şey itiraf edeyim mi?” dedi Tekin. Handan’ın telefonundan gelen seslerden badem şekerini yemeye başladığı belli oluyordu.

“O hatırladığın şey var ya, “Hani lise zamanlarımızda bana bahsettiğin, her haftanın bir günü kapına bir not ile birlikte bırakılan çiçekler…

Badem yeme sesi birden kesildi.  “Sanıyorum bu olayı ne kadar kolay hatırladın diye sormam biraz safça kalacak. Peki neden daha önce söylemedin bunu ya da neden birden her şey kayboldu?”

Tekin birkaç saniye sessiz kaldı ve “söyleyemedim çünkü en azından seninle sohbet edebiliyordum. Bir daha görememe riskine giremezdim.” Ama artık çiçekleri göndermemin sebebi tabii ki bu değildi.  İçinde ben olmasan bile, birazcık olsun mutlu olmana sebep olmak, seni mutlu görmekti amacım.  Göndermemin sebebi buydu ama artık gönderemeyişimin nedeni daha farklı tabi…”

 Handan’ın merakı kendini geçmişin sokaklarında gezdiriyordu. “Neydi?” diye sordu.

“O zamanlar hafta başladığı zaman, çiçeği bırakacağım zamana kadar benim için çok telaşlı geçiyordu. Bir yandan en mutlu olmanı sağlayacak cümlelerin ne olması gerektiğini seçmeye çalışırken, bir yandan da hangi çiçekler seni daha mutlu eder, sıradanlığın dışına çıkar diye; bırakmadan önce defalarca o anı tekrar tekrar yaşıyordum…

 Mert ağabeyin o zamanlar iş için yurt dışına çıkmamıştı henüz, beraber yaşadığınız zamanlar...   Her seferinde farklı bir gün bırakıyordum ki sana ya da ağabeyine yakalanmayayım. Sanıyorum o’da yirmi beş yaşlarındaydı. İşe gidiş saatlerini bile ezberlemiştim. Muhasebecinin yanındaydı o zamanlar. Çiçeği bırakmak için son geldiğim gün bir saat fazladan bekledim ama çıkmamıştı Mert ağabeyin.  O güne kadar da hiç geç çıktığını görmedim, herhalde ben gelmeden önce çıktı diye düşündüm. Pencereye bakındım orada mısın diye, çünkü bazen pencerede oluyordun. Hazırladığım çiçeği ve kâğıtta yazan dörtlüğü usulca kapının önüne bıraktım.  Arkamı dönüp tam üçüncü adımımı attım ki apartmandan sesler geldi, ben de geri almak için fırsat olmayacağını anlayınca kendimi yan bahçeye attım.”  Handan merakla devamını dinlerken hiç sesi çıkmadığı için, Tekin bir an kendi kendime anlatıyor olabilir miyim acaba diye “orada mısın?..” dedi.

“Ben bulmadığıma göre, kimdi söylesene? hadi meraklandırma,” dedi Handan.

“Ne yazık ki Mert ağabeyin buldu,” dedi Tekin. “Çiçekle kâğıdı yerden aldı, sağına soluna baktı, sonra dönüp sizin binaya doğru baktı. Yüz ifadesinden anladığım kadarıyla, sanki kimin için olabilir diye düşündü, senden başka biri olamayacağı için de muhtemelen yukarı çıkacaktı ama geç kaldığı için erteledi.

Handan bu işte bir yanlışlık var diye düşündü ve “Öyle bir şey olsa mutlaka haberim olurdu, çünkü

Mert Ağabeyim böyle bir şeyi asla es geçmez, mutlaka gelip sorardı. Kaldı ki apartmanda benden başka genç kız da yoktu ki.  Emin misin Tekin?”

Tekin gülerek, “daha bitmedi ki,” dedi.

“Başka ne olmuş olabilir ki? Gidip Handan’a bir şey söyleme diye tembihlemiş olamazsın ya? Yoksa tehdit mi ettin ağabeyimi?” diyerek güldü.

Tekin de gülerek, “hiç sorma, o anın paniği ile nasıl çözebilirim diye düşündüm. Her şey bir yana senin üzülmene sebep olmak vardı bir de işin ucunda… Doğruca eve koştum. Yedekte duran çiçeklerden bir tane aldım, notun aynısından birkaç tane yazıp içlerinden en güzel yazdığımı alıyordum genelde, onlardan birini aldım, abinden önce çalıştığı yere vardım ve kapının girişine aynı şekilde bıraktım.  Tabi anahtarın onda olması da benim için büyük bir şanstı tabi,” dedi.

Handan hayretler içerisinde, “o kadar süre içerisinde bunu nasıl düşünebildin? işin içinden çıkamamıştır muhtemelen. Kim bilir neler düşündü o sırada… O değil de bulduğu zamanki yüz halini görmeyi çok isterdim deyince gülüşmeye başladılar…  

“Bu kadar zaman sonra bunları öğrenmek de gerçekten çok değişik bir duygu,” dedi Handan

“Bir yandan da bu konu hakkında başka ne söyleyeceğini bilemedi. Bu yoğun duygu geçişleri epey yormuştu Handan’ı.  “Belki çok gecikmiş bir karşılık olacak ama, göstermiş olduğun bütün incelikler için teşekkür ederim,” dedi.

Bu sözü duymak Tekin’i duygulandırdı ve “Geç kalmış değil, senin her mutlu oluşun, benim için peşin bir teşekkürdü,” diye cevap verdi

Birkaç saniye sessizlik oldu. Handan’ın esnemesi duyuldu telefondan. “İstersen sen biraz dinlen artık, sonra devam ederiz 0lır mu dedi Tekin.

İyi geceler dileyip telefonu kapattılar.

 

Bir hafta boyunca tekin araştırmalara, Handan hazırlıklara devam etti. Vizeler çıktı ve gidecekleri gün geldi. Handan Tekini aradı ve “Havaalanında buluşuruz, Fotoğraf makinemin lenslerinden biri orada kalmıştı, almaya fırsat olmadı. Ben alıp oradan geçeyim,” dedi. “İstersen ben alabilirim orada teslim edebilecek biri varsa,” dedi Tekin. Handan bir yandan bavulunu indirirken, “hayır, sen direk geç, ben alırım, hafıza kartını da alacağım, bulamazsınız,” diye cevap verince “tamam o zaman, orada görüşürüz” deyip telefonu kapattı tekin.

Handan taksi beklerken çantasındaki anneannesinin işlemiş olduğu yazmayı çıkardı ve çıkmış olduğu bu bilinmez yolculukta kendisini motive etmesi, aynı zamanda da anneannesini yanında hissetmek için fular olarak boynuna bağladı.

Taksi şirketin oraya vardı. Handan kapıyı açtı, o sırada şoföre dönüp” biraz beklerseniz bir şey alıp çıkacağım,” dedi.  Taksi şoförü kafasını sallayarak “Tamam abla sorun yok, bekliyorum.”

Yedi katlı cam giydirmeli bir binanın eksi bir, zemin ve birinci katları çalıştığı şirkete aitti. En alt katı stüdyo olarak kullanılıyordu, giriş kat toplantı odaları ve ekipmanlar, üst katta da çalışma masaları vardı. Patron Yüksel beyin de aynı kattın girişinde camekan ofisi vardı. Handan giriş bankosundaki Nihal’e selam verdi. Otuz yaşında, kumral, küt saçlı ve kahverengi gözleri olan bir çalışma arkadaşıydı. “Sen bugün gitmiyor muydun,” diye seslendi Nihal. Handan bir yandan merdivenleri çıkmaya başlarken, “evet canım, bir şey alıp çıkacağım” diye cevap verdi. Üst kata çıktığında, hemen karşısındaki cam ofis yedi adım uzaklığında duruyordu.  Birkaç adım attı o sırada sol tarafında, elindeki bant ile uğraşan stajyer Sinan’ı gördü. Sinan, sarışın ela gözlü, 1,70 boylarında ama zayıf bir çocuktu.  Başını sağa çevirdiğinde Yüksel beyin biri ile telefon görüşmesi yaptığını gördü ve oyalanmamak için fark edilmeden geçmeyi deneyecekti.

O sırada gözüne masasındaki fotoğraflar çarptı. Donup kaldı bir an. Büyütülmüş fotoğraflarda, geçen gün Tekin ve Nisan’la birlikte yedikleri yemeğin fotoğrafları çekilmiş, hatta balkonundayken çekilmiş fotoğrafın da yarısı görünüyordu. Bir an “neler oluyor?” diye düşündü Handan. O sırada yüksel ile göz göze gelmemek için arkasını döndü. Aslında hemen içeriye girip “bunlar ne!” diye sormak aklına gelse de bu hakkının her zaman olduğunu düşünerek, gerçeklerin saklamaması için ne konuştuğunu öğrenmek daha mantıklı geldi. Hem fazla vakti de yoktu. O esnada Sinan fark edince gözleri büyüdü birden. Sinan’ın gözleri büyüdü ve o sırada Handan’ın çantasında bir şey aradığını gördü. “Yüksel Bey!” diye seslendi. Masadaki fotokopi çekilmiş kağıtları kaldırıp “bundan kaç tane olacaktı?” diye sordu. Yüksel bey başını kaldırdığında Handan’ı fark eder etmez, Fotoğrafların olduğu yere hiç bakmadan arkasını çevirdi ve şaşkın olduğunu fark ettiği yüz ifadesi tebessüme döndü ve telefondaki kişiye “bir dakika bekleteceğim,” dedi. o esnada Handan içeri girip, “Yüksek Bey; merhaba.  Makinemin lensini unutmuşum, geçerken alayım dedim. Siz devam edin, çantam bir dakika dursun lavaboya kadar gidip geleyim” derken; ses kaydı açtığı telefonu yüz üstü sehpanın üstüne, çantasını da koltuğun üzerine bıraktı.  

Yüksel “tamam” anlamında gözlerini kapatıp açtı. Handan lavaboların olduğu yere gidip biraz oyalandı. Sonra kurutma makinesini çalıştırıp çıktı. Geçerken masasından makinesinin lensini ve hafıza kartlarını aldı.  Yüksel görüşmeyi bitirmiş ayakta bekliyordu. Handan ofise girince gördüklerini belli etmemek, hem de eski eski samimiyeti devam ediyormuşçasına ”görüşmek üzere Yüksel bey”  diyerek gözlerini çantasının olduğu yere kaçırdı ve telefonu çantasına koydu, dönerek sahte bir tebessümde bulundu. Yüksel bir yandan kafasını aşağı yukarı sallayarak, ”güle güle Handan. Üç haftayı geçmez değil mi? Sensiz yapamayız biliyorsun,” dedi. Handan gözlerini kırparak, “elbette. Ama uçağı kaçırırsam öyle bir şeye ihtiyaç kalmayacak,” diyerek ofisten ayrıldı. Taksiye vardığında taksici aracın dışında yaslanarak bekliyordu. “Abla bu kadar süreceğini söylesen bir iki müşteri daha bırakırdım ben,” dedi. Handan kapıyı açtı,” işim biraz uzadı kusura bakmayın, zaten taksi metre beklerken de yazıyor değil mi?” dedi ve kapıyı çekti. Taksi yola çıkarken, hala devam eden kaydı durdurmak için çantasından telefonu çıkarırken bir eksik fark etti. Kaydı durdurup tekin i aradı.

Tekin telefonu açınca” neredesin, vardın mı,” diye sordu Handan.

“Beş dakika sonra oradayım, sen vardın mı yoksa?” dedi Tekin.

Handan iç çekerek,” sana kötü bir haberim var.”

Tekin, sanki gideceklerine mâni bir durum olduğunu hissederek aracı sağa yanaştırdı, “Ne oldu?” diye sordu.

Baş parmağı ve orta parmağı ile şakaklarından tutarak, “en önemli şeyi almamışız. Anneanneme gelen mektup evde kalmış. O olmadan adresi bulamayız. Her şey üst üste geliyor, bir bu eksikti. Ben dönüp alıyorum sen orada beklersin,” dedi.

“Olmaz!” dedi Tekin. Sen taksiyle bavullarla uğraşırken yetişemezsin. Senin yedek anahtarın hala su saatinin orada duruyor mu?” diye sordu. “Evet” dedi Handan.

Tekin hemen aracıyla devam ederek, dönüş yoluna doğru yöneldi, “Tamam hadi orada görüşürüz” dedi.

“Dur Kapatma!” dedi Handan. Zarfı en son kütüphanedeki Darası alınmış Mutluluklar kitabının içine koymuştum,” dedi.

“Tamam,” dedi Tekin. “İyi ki söyledin.”

 

Handan havaalanına vardı, güvenlikten geçtikten sonra sıraya girdi ve telefonu çıkarıp Tekin’i aradı.

Telefon defalarca çaldı ama Tekin bir türlü cevap vermedi.  Çünkü, o esnada patlamış tekerine çözüm üretmeye çalışırken telefonu araçtaydı. Tekin, Handan’ın “bugün her şey ters gidiyor” sözüne artık kendisi de katılıyordu ama Handan evhamlanmasın diye durumu söylemeden çözmeye çalışıyordu.

Tekin sorunu çözdü ama zaman olmasını istediği kadar geniş değildi.  Handan’ın cevapsız çağrısını görünce geri aradı. O sırada Handan da Nisan’la konuştuğu için meşgul çaldı. 

O konuşmada Handan Nisan’a “Ben bindim bile. Benim yüzümden yetişemeyecek galiba. Aradım ama koşuştururken duymuyor sanırım. Acaba insem mi ben de?” dedi.

“Olur mu öyle şey, iki bileti de yakmaya ne gerek var. Yetişemezse peşinden gelir, yapacak bir şey yok. Hem ben de ararım şimdi, belki de varmıştır. Uçağa alırlarsa tabi,” dedi Nisan

“Tamam bekliyorum o zaman” derken, aklında da telefon ne kaydetti acaba diye geçti.

Handan ses kayıtlarını açarken, Tekin de o arada meşgul çaldığı için mesaj gönderiyordu Handan’a…

 Ses kaydını başlattı. “Dakika dursun, lavaboya kadar gidip geleyim” diye kendi cümlesinin sonuyla başladı kayıt. Peşinden sehpaya koyarken çıkan hışırtılı sürtünme sesi geldi.  Sonra “hıhı” diye yüksel in sesi geldi derinden. Tekrar “Hıhı” diye bir ses geldi ama bu ses daha net duyuldu.

Birkaç saniye sonra aynı hışırtı sesi peş peşe duyuldu. Handan sesin neden bu şekilde olduğunu düşündü ve şüphelerinde haklı olduğunu anladı. Bu sırada Handan’ın “görüşmek üzere Yüksel bey” sözü duyuldu ki- o esnada uçak kalkışa geçeceği için telefonların kapatılması istendi.

Dudaklarını içe büküp “yetişemedi,” dedi. Mecburen telefonun kapatma tuşuna basılı tuttu

Ve tam kapanırken bir mesaj iletisi yazdı.

Uçak kalkışa geçti ve Handan, “maceraya gidiyoruz dedik ama asıl macera buradaymış” diye düşündü.

Sonunda beklediği an gelmişti Handan’ın. İspanya’ya iniş yapmıştı Uçak ama düşündüğü şekilde gelişmemişti hiçbir şey.

İner inmez çantasını açtı ve içinden mp3 ünü çıkardı. Kulaklığı taktı ve play tuşuna bastı. Bir yandan bavullarını almak için yürüyordu, bir yandan da dinliyordu.

Kulaklıktan, “Yüksel Bey! bundan kaç tane olacaktı?” diye ses geldi.

İşi riske atmamak için çantasını kurcalarken Mp3 ün kayıt madunu da açmıştı Handan.

Sonra kaydı ileri alıp hışırtının olduğu yere aldı. “Hıhı” diye ses geldi yine önce, sonra daha yakından bir “Hıhı” sonra “Şaduman Hanım Handan geldi! Bilmiyorum, havaalanında olması gerekiyordu ama makinemin lensini unuttum dedi. Bu arada sanırım fotoğrafları gördü. Çünkü buraya telefonunu kayıt modunda bırakmış.  Lavaboya gidip geleceğim dedi. ben konuşmadan önce durdurdum merak etmeyin ama çıkabilir şimdi. Ben sizi sonra ararım efendim” sesi duyuldu ve bir süre sonra

“görüşmek üzere Yüksel bey”  sesi duyuldu. Handan işittikleri karşısında nasıl bir şeyin içine düştüğünü anlayamadı birden. ”Ben Yüksel’le  nerede tanıştım?” diye düşündü ve aklına sanat galerisinde tanıştığı geldi. Ve bu arada düşündü ki, “Şaduman isminde tanıdığı tek kişi halasıydı”

Bir yandan yürürken bir yandan da Mp3 ü tutan elleri titriyordu. Bavullarını alacağı yere geldi. Beklerken karşı tarafta, 40 yaşlarında hasır şapkalı, turuncu gömleğinin arasına gözlüğünü iliştirmiş bir adam gözlerini dikmiş ona bakıyordu. Sanki boynundaki fular dikkatini çekmiş gibi hissetti. Rahatsız oldu ve yan tarafa doğru geçti. O sırada telefonunu çıkarıp, orada birini bekliyor, telefonla konuşacakmış gibi davranmak istedi. Telefonunu açtı, son mesaj Tekin’den gelmişti.

Mesajı açtı. “Handan evine birileri girmiş”


HurrosH Hanım..
 Berkayın olaya dahil oluşu uçaktan indikten sonra gelişen olaylar yani Tekinin vurulmasını deaktive ve Berkayın sadece bir rüya olmasını uzun uzun yazarak dikte edemezsiniz. He diyoranızki "bu benim hikayem ben ne istersem o olur" yazmayalım biz.. 
sohbet forum arkadaş cagir

forum arkadaş sohbet linki

LaL

LaL resimleri ve sohbet sayfasi forum oyun tavla okey
vip oyun sayfasiozel karakter ile sohbete katilozel odasi var sohbet icin kullaniyor
sohbet icin online durumu
Mesaj Gönder
Forum Mesajları
Forum Başlıkları
 

 oyun sohbet linki, arkadaş tavla okey sayfasi  18.Nis.2022 Pzt 11:33:02sohbet oyun linki
Bu Mesajdan Alıntı Yaparak Mesaj EkleMesaj Ekle
Dur Ahmet, kimse Berkay`a bir şey yapamaz : 

Tezgahtar, parmaklarıyla rakamları işaret etmeye çalışırken, sürekli: "no english, treinta y cinco euro,  treinta y cinco euro" diyordu. Handan kendi kendine söylendi, "ya Dünyada İngilizce bilmeyen adam kaldı mı? İnanamıyorum ya" diyerek o da parmaklarıyla tezgahtara rakamları işaret etmeye çalışıyordu ki, arkadan tok ve kendinden emin bir ses tonuyla: "35 Euro" dendiğini duydu. Handan "oh be" dedi ve kendisine yardım eden kişiye teşekkür etmek için hızla döndü: "Çok teşekk-" Handan donmuştu, cümlesini tamamlayamadı. Bu oydu. Evet bu oydu. Ölmüş anneannesi gelip ona yardım etse bu kadar şaşırmazdı. Sesin sahibi genç adam, Handan`ın heyecan ve şaşkınlığını fark ederek, bu garip anı biraz olsun hafifletmek için tekrar etti: "35 Euro". Handan "te-te-teşekkür ederim" diye ancak kendisinin duyabileceği bir ses tonuyla teşekkür etti. 

Bu bir tesadüf olmazdı. Her şey metafizik bir hal almaya başlamıştı, yoksa aklını mı kaçırıyordu? Daha İspanya`ya gelme sebebi olan o kuş figürünü tarağın üzerinde görmenin şokunu atlatamadan, rüyasındaki aynı adam - evet aynı adam - şu anda tam karşısında onunla konuşuyordu. Uzun boylu, atletik vücutlu ve dalgalı saçlı bu adamın gözlerindeki yumuşak ve içtenlik dolu ifadesi, etkileyici ses tonuyla kanlı canlı karşısındaydı. Handan "ço-çok özür dilerim, ben sanki sizi birine çok benzettim, o yüzden böyleyim yo-yoksa ben kuş için gelmiştim.... " Handan söylediklerini kendi kulaklarının bile duymasını istemiyordu, içinden "kızım o ne demek yaaa, kuş için gelmiştim mi? offf Handan gerizekalının tekisin offf..". Genç adam Handan`ın bu sözlerine gülümsedi. Gülümseyince aralanan dudaklarından gözüken inci gibi tertemiz bembeyaz dişleri, Handan`ın neredeyse gözünü alıyordu. Handan sakin olmak için bir taraftan kendini cimcikliyor bir taraftan da iç telkin sistemini çoktan çalıştırmıştı "kızım sakin ol, kızım sakin ol, alt tarafı bir prens.. ay pardon ne prensi.. bir adam" Handan`ın iç telkin sistemi bile iflas etmişti... 


(Ahaha gençken çok Jackie Collins romanı okumuştum, oralardan da çook hafif bir üfürüm gelsin istedim 




CC sohbet icin buraya
 <<12345678 910>>
Mesaj Ekle, arkadaş oyun sohbet icin cagir